ÇOCUKLARDA CİNSEL KİMLİK OLUŞUMU

Çocuklar bir “kız” mı yoksa bir “erkek” mi olduklarının nasıl farkına varırlar?
Yaşadıkları kültürün normal olarak kabul ettiği cinsel rol kimliklerine uygun tutum ve davranışları nasıl ve ne zaman öğrenmeye başlarlar?
Çocuğun cinsel rol kimliğine uygun davranmadığı ne zaman tam anlamıyla anlaşılır?

Araştırmalarda da sıklıkla gündeme getirilen bu soruların yanıtlarını aramadan önce, cinsellikle ilgili iki temel kavramın ve cinsel rol kimliğinin gelişim aşamalarının incelenmesinde fayda vardır.

  1. Cinsiyet: “Kadın mı, yoksa erkek mi?” sorusunun bireyin biyolojik özelliklerine göre verilen cevabıdır. Bu biyolojik özellikler ana rahminde belirlenmeye başlar. Beyindeki cinsiyet gelişiminin doğumdan sonraki ilk üç boyunca devam ettiği varsayılır. Ergenlik dönemi boyunca yaşanan hormonal ve fiziksel değişimler de, biyolojik cinsiyet gelişiminin devamını teşkil eder. Henüz tam anlamıyla netlik kazanmamış olsa da, bireyin doğumundan itibaren yaşadığı toplumsal etkileşimlerin biyolojik değerler üzerinde etki yaratabileceği düşünülmektedir.
  2. Cinsel rol kimliği: Her kadında toplumsal olarak erkeksi sayılan özellikler, her erkekte de toplumsal olarak kadınsı olarak değerlendirilen özellikler bulunur. Bu noktada cinsiyet rolleri, toplumsal olarak erkek ya da kadın olmanın bir parçası olarak kabul edilen tüm davranışlar, tutumlar, haklarlar, ödevler ve zorunlulukların toplamıdır. Cinsel rol kimliği ise bireylerin toplumsal olarak kabul edilen kendi cinsiyetine özgü rollerini kabul ederek bunlara uygun bir kimlik geliştirmektir. Gelişimsel olarak çocuklardaki cinsel rol kimliği oluşumunun aşamaları kabaca şöyle aktarılabilir:
  • 9 ila 12 aylar arasındaki çocuklar bireylere kadın ya da erkek oluşlarına göre farklı tepkiler göstermeye başlarlar. Bu aylardan itibaren cinsiyetin hem farkındadırlar hem de kadın-erkek bireyler arasında tercih yaparlar. Örneğin kadınları erkeklerden ayırarak, kadınlara ya da erkeklere daha yakın davranırlar. 2 yaşına doğru bu özellikleri daha belirgin olur.
  • 2 yaşına geldiklerinde kendi cinsiyetlerini doğru olarak ifade edebilirler. Örneğin farklı cinsiyetlerden insanları bulunduğu resimler gösterilerek, hangisinin kendileri gibi olduğunu söylemeleri istendiğinde kendileriyle aynı cinsiyetten olan insanların bulunduğu fotoğrafları seçebilirler . Bu dönemden itibaren kadına ya da erkeğe özgü tutum, davranış ve ödevleri belirleyebilirler. Örneğin ev işi ve yemek yapmak gibi şeyleri kadın, aletler ve arabaları erkeklerle eşleştirebilirler. Buradaki eşleştirmelerinde, kendi yaşadıkları ortamlarda kadın ve erkeğin hangi görevleri üstlendiği önem taşır.
  • 2,5-3 yaşları arasında sadece kendi cinsiyetlerini değil, başkalarının cinsiyetlerini de ayırt edebilirler. Saçın uzunluğu, giyim tarzı gibi şeyler bu dönemde cinsiyetleri ayırabilmeleri noktasında onlar için önemlidir. 3 yaşından itibaren hemcins oyun arkadaşlarını tercih etmeye başlarlar ve kendi cinsinden olan arkadaşları arasında daha fazla sosyalleşebilirler. Kendi cinsiyeti için daha uygun olduğu düşünülen oyunları, karşı cinsin oyunlarına tercih etmeye başlarlar. Bu yaşlardan itibaren cinsel organlara ilgi artar ve mastürbasyon olarak tanımlanabilecek davranışlar sergilenmeye başlayabilir. Bu yaşlardan 6-7 yaşına kadar geçen süre içerisinde mastürbasyonun gözlenmesi normaldir ancak bunun çocuğu çeşitli sosyal ortamlarda zor durumda bırakabilecek noktaya ulaştığı fark edilirse yardım alınmasında fayda olur.
  • 4 yaşından itibaren insanların hayatları boyunca aynı cinsiyette kalacaklarını öğrenmeye başlarlar. 3-4 yaşları arasında belli tip meslek, oyuncak veya aktiviteleri basmakalıp cinsiyet rollerine uygun olarak tanımlarlar. Bazı oyuncakları “kız oyuncağı”, tamirat işlerini “bu erkeğin işi” gibi ayrımlarla belirtirler.
  • 5-6 yaşından itibaren cinsel kimliğin süreklilik gösterdiğini tam olarak anlayabilirler. Kişinin giyim şekli ya da saç uzunluğunu değiştirse de cinsiyetinin değişmeyeceğini anlayabilirler. Örneğin bazı erkeklerin uzun saçlı, bazı kadınlarında kısa saçlı olmalarına rağmen erkek ya da kadın olmalarının değişmeyeceğini tam olarak bilirler. 5 yaş civarından itibaren belli tip kişilik özelliklerini farklı cinsiyetlere yakıştırmaya başlarlar ve bu basmakalıp fikirlerin yerleşmesi aşağı yukarı 8 yada 9 yaşları arasında tamamıyla yerleşir. Örneğin zayıflık, kibarlık, yumuşak yüreklilik, duygusallık gibi özellikleri kadınlara, agresyon, güçlülük, kabalık ve acımasızlık gibi özellikleri erkeklere atfederler.

Yukarıda kabaca aktarılan cinsel kimlik gelişimi evrelerinin çocuklarda nasıl geliştiğine dair değişik teoriler bulunmaktadır. Çocukların cinsel rol davranış ve tutumlarının oluşumunda modelleme ve pekiştirmenin çok önemli olduğu düşünülmektedir. Bu bakış açısından çocuklar için seçilen renkler, oyuncaklar, çocuklardaki hangi tip davranışların ebeveynler tarafından ödüllendirildiği ve hangilerinin tenkit edildiği, çocuklarla hangi oyunların oynandığı önem taşır.
Yine aynı şekilde çocuğun model alabileceği ebeveyninin kendi cinsel rol kimliğine ne kadar uygun davrandığı, çocuğun bu ebeveyniyle nasıl ve ne kadar ilişki kurduğu da önemlidir. Hatta gördüğü ilk erkek ve kadın modelleri olarak anne ve babasının kendi aralarında geliştirdikleri ilişkinin kalitesi de çocuğun cinsel rol kimliğinin gelişiminde rol oynar. Örneğin çocuğun ilk sevgi nesnesi olan annesinin, bir kadın olarak bir erkek olan babası tarafından çok ezildiğini gördüğünde “erkek olma” noktasında kafası karışabilir. Annenin eşine karşı hissettiği yoğun olumsuz duygular, çocuğun “erkek olursam annemin sevgisini kaybederim” ya da “erkek olmak kötü bir şeydir” gibi yanlış bir inanç geliştirmesine yol açabilir.

Bazen de erkek çocuk için uygun bir modeli olmaz ortada ve çocuk babasıyla çeşitli nedenlerle iyi bir ilişki kuramaz. Baba, bilerek ya da bilmeyerek oğluyla karısını tamamen baş başa bırakır. Bazı durumlarda da babanın işi, çocukla birebir ilişki kurmasına müsait değildir (yurtdışında çalışma, gece işleri, sürekli seyahat etmeyi gerektiren denizcilik, tır şoförlüğü gibi meslekler). Erkek modelinin eksikliği, çocuğun babasıyla ya da diğer önemli erkek figürleriyle ilişki kurabileceği, “erkek olma” özelliklerini tanıyacağı bir ortamı olmaması halinde göstereceği özellikler de genellikle annesine ve kadınlara ait özellikler olur.
Kadın ve erkekler hakkında oluşturduğumuz yargılar ile erkek ve kadına yüklediğimiz anlamlar kişilik gelişimimizin ve hayatımızın çok önemli bölümüne etki ederler. Buradan yola çıkarak yapılan birçok araştırmada çocuklardaki cinsel kimlik oluşumu ve gelişimi hakkındaki bilgilerimiz güncellenmeye çalışılmaktadır. Açıkçasını söylemek gerekirse bu alanda var olan bilgimiz neredeyse hala emekleme aşamasındadır; araştırmalardan elde edilen sonuçlar hala birçok alanda tartışmaya neden olabilmektedir. Bir başka deyişle neredeyse yapılan her araştırmanın sonucu, var olan bilgimizi yeniden değerlendirmemiz gerektiğine vurgu yapmaktadır. Sahip olduğumuz şu anki bilgiler, cinsiyete özgü davranışların belirgin hale geldiği yaşlar 2 ila 4 yaşları arasında olduğu yönündedir.
Toplumsal cinsiyet rollerinin öğrenildiği bu yaşlarda her iki cinsiyete özgü davranışların sergilenmesi olağandışı değildir. Bir başka deyişle aslında her insanda hem kadınsı hem de erkeksi özellikler bir arada bulunur. Çocuğun genetik olarak getirdiği fiziksel ve hormonal özelliklerinin yanına çevreden öğrendikleri eklenerek, zaman içinde kadınsı ve erkeksi özelliklerinden biri belirginleşir. Çocukların cinsel kimlik gelişimi esnasında karşı cinsle aşırı bir özdeşim kurduğunun ve cinsiyetine özgü özelliklerini tamamen reddetmeye çalıştığının fark edilmesi halinde ilk yapılacak şey, çocuğun hangi ortamda büyüdüğünün tespit edilmesidir. Yani:

  • çocuğun yaşadığı aile ortamında erkek ve kadına özgü davranış ve tutumların ne şekilde sergilendiğine;
  • çocuğun hangi tutum ve davranışlarının pekiştirildiğine;
  • anne-babası arasındaki kadın-erkek ilişkisine;
  • hem kendi cinsinden hem de karşı cinsten ebeveyniyle nasıl bir ilişki kurabildiğine;
  • örnek alabileceği hemcinsi yetişkinlerle ve yaşıtı arkadaşlarıyla ilişki kurabileceği ortamların sağlanıp sağlanamadığına bakılmalıdır.
    SEÇİL ÖZBEKLİK
    Uzman Psikolojik Danışman